Uzatma Sürgünümü
Uzatma Sürgünümü
Saçmalamaya başlarken hiç düşünmedim giriş gelişme sonucu..Sabaha karşı uyumaya çalıştığım kanepenin kırık yayı sırtıma batmaya başlamıştı ki ona da aldırmadım pek..Uyumayı beceremedim, hep sızıp kaldım..
Uyumak takıldı sabahın bu saatinde aklıma..Uyuyamadığımdandır belki de.. Ne çok şey yaşadık değimli, hepsini unuttuk geçtik..Uyanık gibi görünsek de biz hep uyuduk... Dedelerimiz zamanından hatırlıyoruz eski darbeleri, yoklukları, çektiklerini. Pek araştırmacı olanımız yok, araştırmadık bir hikaye tadında dinledik belki de.. Yaklaşalım kendi dönemimize de bu sabah aklıma gelenlerin bir kısmına bakalım.
Gece yattınız, sabah uyandığınız da %104 oranında fakirleştiniz..Ne dediler kemer sıkma zamanı..Alışmışızdır buna..Bir kaç yıl veya daha fazla bilemiyorum sıktınız, kıstınız bir çok şeyden..Hadi toparlanıyoruz derken 6-7 yıl geçmişti henüz %40,6 daha fakirleştiniz…Bunlar biz uyurken bir gecede yansıdı..Oluşum süreci daha uzundu belki, bazıları ayak seslerini duymuştu belki ama çoğu uyuyordu ve sabah uyandığında öğrendi durumu…
Sonra başka bir şeyi takıntı yapıyorum, akşamın karanlığı henüz çökerken bir kaza oluyor susurlukta, bir üçgen, dörtgen, beşgen diyip duruyorlar..Neymiş bu şekiller derken siyasetçi-polis-mafya üçgeni ile başlanıyor..13 yıl oldu ve bu geometrik şekil, zihinlerde şekillenmeye yeni yeni başladı..Çalışan zihinlerde tabi..Uyuyanlarda değil..
Tam uyumak için iyice kıvrılırken daha 2 yıl önce Isparta ya gitmek üzere havalanan ve düşen Atlas Jet in uçağı geliyor aklıma..3 Bilim adamını taşıyan uçak..Acaba bu bilim adamları hangi konu üzerinde çalışıyorlardı..parantez içinde belirtelim kısaca (Prof. Dr. Engin Arık, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) üyesiydi. Prof. Dr. Engin Arık, Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ ile Doç. Dr. İskender Hikmet, ‘Da Vinci Şifresi´ adlı kitabın yazarı Dan Brown´un yazdığı ‘Melekler ve Şeytanlar´ adlı kitapta adı geçen dünyaca ünlü Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN´deki CAST (Cern Axion Solar Telescope) deneyinde çalışmışlardı… “Üzerinde çalıştığımız konu; büyük bir teknoloji. Laboratuvar Ankara´da kurulacak. Parçacıkları hızlandırarak yüksek enerjili ışın oluşturulacak. Bu projeden, sanayiden askeriyeye kadar 232 küsur alanda yararlanılabilecek” …Kazanın Nükleer enerji konusunun hararetli bir şekilde tartışıldığı ve Türkiye'nin nükleer güç kullanımına ilk adımlarını attığı günlere denk gelmesi soru işaretlerini artırdı… Türk Hızlandırıcı Merkezinin Teknik Tasarımı ve Test Laboratuvarı Projesi'nin önde gelenleri olduğunu bildirdi.Toryum madeni ve gerçeği…1 ton toryum = 1 milyon varil petrol…"Eğer toryum kullanıma sokulabilirse Türkiye elektrik üretmek için petrol ya da doğalgaz satın almak zorunda kalmayacak. Isınma ihtiyacımız için yer altındaki yaklaşık 900 bin tonluk toryum ile ürettiğimiz elektriği kullanabiliriz." Bunlar kısaca ana başlıkları) Kazamı dersiniz..Takdir mi…Uçağın hiçbir teknik arızası bildirilmemiş ve bildirilmedi... Pilot uyumuş... (O da bizim gibi uyutulmuş olmasın!)
Işte o sırada Başkan geliyor aklıma..Değerli bir Başkan..Sayın Muhsin Yazıcıoğlu (Allah Rahmet eylesin)… Halen arada bir tartışılıyor..Kaza idi, suikast idi..Başkan ölmeden önce hangi konularla mı uğraşıyordu ? Onlarıda parantez içinde yazalım.. ( Türkiye de son dönemde rus ajanlar tarafından tek tek öldürülen çeçen liderler konusu üzerinde çalışıyordu..Bu konu ile ilgili bir çok belge ve bilgi toplamıştı..Zaman zaman çeçenistandan gelen tanıdıkları ile istanbul da görüşmeler yapardı…Yakın tarihde gerçekleşen Aktütün baskını hakkında da detaylı bilgi ve belgelere sahipti..Kene(er) grubunun bu konu ile alakası, aradaki silah ve uyuşturucu trafiği hakkında bilgiler edinmişti..bunlar küçük ve ilk göze çarpan açıklanan konulardı..Olayı hepimiz Tv lerimizden izledik, adı kaza ise kaza sonrasını, ortamın karmaşıklığını, yapılan açıklamaları..vs..vs…)Onuda unutuyoruz, unatacağız bir zaman sonra…
Yok yok bunları düşünmeye devam edersem ben uyuyamıyacağım..En kısa şekli bu idi..En çabuk yazılacak olanıda bunlar idi..Diğer suikastler, banka boşaltmalar, felan, filan geçelim…Onları çoktan unuttuk…
Ben isterimki daha da artsın, daha da artsın..Ülkemizde değil heryerde artsın..Karmaşıklık kaos olsunda biz uyuyalım, değmeyelim, dokunmayalım suya sabuna…Uyumak istiyorum ama bir ses beni rahatsız ediyor..Gazabın seslerimi acaba diyorum…Bunlar günlük yaşantı düzenleri diyorum, sistemin en küçükleri belkide, yaşanmış olanlardan…
Gazap diyince genel düzenle, sistemle oynayanlara takılıyor aklıma, Doğramacı ‘nın 2006 yılındaki makalesi geliyor..Doğal denge ile oynayanlar, Hudûdullah ‘ı zorlayanlar..
Sayın Mehmet Doğramacı şöyle anlatıyor Gazabın ayak seslerini ; ( Yıl 1912. Dünya hızla tarım toplumundan sanayi toplumuna geçme aşamasında. Avrupa devi İngiltere başı çekiyor. Amerika; bir güç olarak İngiliz desteği ile dünya sahnesinde başrole hazırlanıyor. İşte öyle bir dönemde dünyanın en büyük yolcu gemisi inşa edilir. Okyanusların o güne dek görmediği büyüklükteki dev transatlantik, İngiltere’den zengin ve elit yolcuları ile New York’a rota alır.
Yolcular sosyal statü ve sınıflara göre yüklü paralar ödeyerek katlara yerleşir. Bir kata yerleşenin bir üst katta dolaşması, statüsünün dışına çıkması dahi hoş görülmez. Yola çıkarken; ”Filikalar yolcu sayısına göre yetersiz “ diyen bir bayana gemi subayları çıkışır: “ Sen ne diyorsun?.. Filikaya ne hacet? Bu gemiyi Allah dahi batıramaz!..” Sonra tedirgin olan tüm yolcuları dolaşırlar: “Batmayı- kazayı aklınızdan geçirmeyin. Bunu Allah bile batıramaz!..”
Gecenin zifiri karanlığında o bildiğiniz buzdağı çarpışması ile gemi sulara gömülür. Adı: TİTANİC tir…Titanic; Meydan Okuyan anlamına gelmektedir. Yunan Mitolojisindeki tanrı sürülerinden birinin adıdır Titanic!.. Sanayi devinin Allah’a kafa tutuşunun sembolü olarak bu isim verilmiş, adeta sisteme baş kaldırılmak istenmiştir!..
***
1986… Amerika Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’ndeyiz. Uzaya bu defa değişik bir mekik gönderilecek. Uzay Dolmuşu dedikleri iddialı bir çeşit bu. İlk kez astronot olmayanlar da sefere katılacaklar. 11.000 kişi arasından seçilen Öğretmen Mc Auliffe aylarca eğitim alır bu yolculuk için.
Beklenen vakit gelir ve mekik ateşlenir. Fırlatıldıktan 73 sn sonra tüm dünyanın gözleri önünde infilak eder!.. 7 kişilik ekibin ve bayan öğretmenin ölümünü canlı yayında ailesi, yakınları ve sınıfındaki öğrenciler saniye saniye seyrederler.
Mekiğin adı ne mi?... CHALLENGER!.. Yani; Meydan Okuyan, Mücadele Eden Dev!.. Uzaya, kainata meydan okunacak, insanoğlu dolmuşa biner gibi yıldızları yol yapacaktır hesapta!.. Başlamadan biter meydan okuyuş!..
***
Bu defa Afrika’dayız. Ceylanların aslanlarca parçalandığı belgeselleri bilirsiniz. İşte öyle bir ormanda araştırma yapmak isteyen zoologlar, ceylan neslini koruma altına almak üzere belli bir bölgeyi dikenli tellerle çevirirler. Artık aslanların ceylanları tüketme tehlikesi bitmiştir.
Hızla ürer ceylanlar. Bir iki yıl geçtikten sonra beklenmeyen bir şey olur. Sersemleyerek dolaşmaya başlayan ceylanlar bir bir ölmektedir. Çevrili alana yayılan hastalık bütün ceylanları tüketir. Aslanların yemesi ile korunan tabiat dengesi insan eliyle bozulmak istenmiş ama sistem yine de alması gerekeni almıştır!...
***
Mekke’deyiz... İslam yeni tebliğ olunuyor. Rasülullah (s.a.v) e tavır alan, şiddetle karşı çıkanlardan biri de amcası Ebu Leheb!.. Yaptıkları düşmanlık sınırlarını aşıyor. Karısı ile birlikte Alemlerin Efendisinin yoluna diken koymaktan tutun da geçeceği yerlere pislik sürmeye varıncaya dek akla hayale gelmedik çirkeflikler işliyorlar. Rasülullah namaz kılarken üzerine dişi deveden doğum sonrası gelen eş parçasını dolayacak kadar alçalıyor Ebu Leheb!.. Yaşadığı sürece elinden geleni ardına koymuyor. Kur’an bir sure ile onu ve karısını tasvir edince iyice çılgına dönüyor.
Ebu Leheb’in ölümü nasıldır bilir misiniz?.. Cüzamdan daha şiddetli bir hastalığa tutuluyor. Pul pul dökülüyor derisi. Vücudunu çıban ve yaralar sarıyor. Ona yaklaşmak istemiyor insanlar. Ölüyor. Cesedi günlerce kalıyor evinde. Ortalığı kesif bir koku kaplıyor. Habeşli üç beş köle ağızlarını yüzlerini sararak cesedini derin bir çukura atıyorlar. Üzerini de taşlarla dolduruyorlar.)
Evet biraz konudan konuya geçer gibi olduk ama bunlar bu günki uykumu aldılar benden..Vazgeçtim uyumaktan..İstiyorum ki Acılar artsın, kaos olsun..Uyumayalım…
Gazab ‘ı büyük olacaktır..
Son olarak ; Uzatma dünya sürgünümü diyip gitmek istiyorum…
-
Online Üyeler
YokÇEVRİMİÇİ OLANLAR
Şu anda 118 ziyaretçi çevrimiçiİçim / de / Kin / den !
Leylin Siyahında, Mecnuni fasıllar dinlerken ömrüm ve Bî-Siyah iken En Siyaha 'Lâ' diye kapımı çaldı.. Âh'ımı Duymuş Olacakki Derin bir solukla Yaz Dedi ! Söyleyeceklerim var ! Emir Telakki ettim ve O söylesin Diye gönlümün gam kabına Daldırdım yangın dividini.. Lev-i Garâm Âh ..
Sen 'den Birşeyler Var!

Film Siyah bir ülkenin , Siyah şehrinde , Siyah bir qecenin en derininde, Siyah Bir adamın, Ankanın Siyah kanatlarında ki Siyah incinin seyrine dalmışken , Siyah koltuqunda henüz uyuyuya daldıqı ve düş qördüqü Siyah bir hayalin içinde qeçiyor.. Evet bu Filmde Başrol Siyah'ın...
Ben filmi izleyenlerin yalancısıyım..
Suskun Olmalısın !

Yeri gelince olmalısın Suskun. İnsanlar bazen yenilebilir nefsine, Sen olma onlara karşı Kuskun! Sabır istersen Haktan bilki vardır çok büyük hayır. Sen Sen ol. Susmayıda Kusmayıda biribirinden ayır.
...Rumi...


YAZARLARIMIZ
|
Yolcu |
| Ahmet Bedevi | |
|
Deli Gömleği |
| Fatima Zehra Demirhan | |
|
Ney 'in Esrarı |
| Yavuz Selim YILMAZ | |
|
İlm-i Ledün (Ledünni İlim) |
| Alıntı Yazılar | |
Üye Girişi
Sanal Kütüphane
' Sanal Kütüphane '
Kuran, Hadis, Dinler, Tarih, vb..bir çok konuda kaynak içeren Online Sanal Kütüphane
Alamut Öykünmeleri
Alamut ; Bir idealdir, Bir gönül devletidir, Bir savaş kültürüdür, Hertürlü haksızlığa başkaldırıdır,

Bazısını uçurumun kenarından alırız. Bazısını uçurumun dibinden paramparça alırız. Parçaları öyle birleştiririz ki, kim olmalarını istiyorsak O olurlar.
Mesaj Bilgilendirme
Giriş yapmamışsınız.
SİTE İSTATİSTİK
Üye : 775İçerik : 201
Web Bağlantıları : 6
İçerik Görüntüleme Sayısı : 54829
YALNIZLIĞIMIZ

Üzülme Kaybettiğin Şeyler Daha Güzel Bir Surette Sana Geri Dönecektir.. Doğru Bildiğin Yolda. Dosdoğru Ol. Eğilme Bükülme Kayma Gitme.. Muhakkak Kaybedenler. Kazanıyor Sanılandan Üstün Meziyetlerle Süslenecektir..






